İnançlı işlemler, bir hakkın ya da taşınmazın belirli bir amaç doğrultusunda devredilmesi temeline dayanır. İnançlı işlemler, taraflar arasında güven esasına dayanır. Ancak bu güven ilişkisinin ihlali hukuki ihtilaflara yol açar. Bu makalede inanç sözleşmesi nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davalarının hukuki temeli, unsurları, şartları ele alınacaktır.
İNANÇLI İŞLEMİN TANIMI VE HUKUKİ NİTELİĞİ
14. HD. 7.01.2014 T. 2013/3009 E. 2014/249 K.
”…İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak ve yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmeyi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir…”
İnançlı işlem, bir tarafın (inanan) bir hakkı ya da taşınmazı belirli bir amacın gerçekleştirilmesi için diğer tarafa (inanılan) devrettiği bir sözleşmedir. İnanan (itimat eden) ile inanılan (mutemet) arasında kurulan güven esasına dayalı bir hukuki ilişkidir. Bu sözleşmede, inanan kendi mal varlığına dahil bir şeyi inanılana devreder. İnanılan ise, inanç sözleşmesinde belirlenen koşullara uygun hareket etmek, inanç konusu hakkı ya da şeyi sözleşmede öngörülen amacın gerçekleşmesi sonrası inanana veya onun belirttiği kişiye iade etmekle yükümlüdür. İnanç sözleşmesi, taraflar arasında güvene dayalı bir ilişki oluşturur. Bu güvenin ihlali hukuki sonuçlar doğurur. Bu işlemde:
- İnanan: Hakkı devreden kişidir.
- İnanılan: Hakkı devralan ve devraldığı hakkı belirlenen şartlara uygun olarak kullanmakla yükümlü olan kişidir.
- İnanç Konusu Şey: İnanç sözleşmesine konu olan hak ya da taşınmazdır.
İnançlı işlemin hukuki niteliği açısından kazandırıcı işlem ve borç doğurucu işlem bir aradadır. Borç doğurucu işlem, inanan ve inanılan arasındaki güven ilişkisini düzenler. Kazandırıcı işlem ise mülkiyetin devri veya taşınmaz üzerindeki tasarrufu içerir.
İNANÇ SÖZLEŞMESİNİN GEÇERLİLİK ŞARTLARI
Sözleşmenin geçerli olabilmesi için:
- Tarafların İrade Açıklaması: Taraflar arasında güven ilişkisinin kurulmuş olması ve bu ilişkinin özgür irade ile beyan edilmesi gerekir.
- Belirli Bir Amaç: İnançlı işlemde taşınmazın devrinin belirli bir amacı gerçekleştirmek üzere yapılması gereklidir.
- Yazılı Olma Şartı: İnanç sözleşmesi yazılı olarak yapılmalıdır. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille kanıtlanır. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
İNANÇ SÖZLEŞMESİ NEDENİYLE TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI
İnanç sözleşmesi nedeniyle tapu iptal ve tescil davası, bir taşınmazın inançlı olarak devredildiği ancak inanılanın sözleşmedeki yükümlülüklerini ihlal ettiği durumlarda açılan bir davadır. Bu tür davalarda taşınmazı devreden inanan, devrin geçici bir amaç doğrultusunda yapıldığını ve inanılanın taşınmazı kararlaştırılan amaca uygun şekilde kullanmadığını ispatlamak zorundadır. Mahkeme, inanç sözleşmesinin geçerliliğini ve ihlal iddialarını değerlendirir. Bu bağlamda, haksız devrin iptaline ve taşınmazın inanana veya onun belirlediği kişiye tesciline karar verir. Bu süreçte inanç sözleşmesinin yazılı delillerle desteklenmesi davanın seyrinde belirleyici rol oynar.
İnançlı işlem nedeniyle tapu iptal ve tescil davası, genellikle inanılanın yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda gündeme gelir. Bu tür bir dava, taşınmazın mülkiyetinin tekrar inanana devredilmesini amaçlar.
DAVANIN ŞARTLARI
- Geçerli Bir İnanç Sözleşmesi: Davacı, taraflar arasında geçerli bir inanç sözleşmesi olduğunu ispat etmelidir.
- Açık İhlal veya Yükümlülüğün Yerine Getirilmemesi: Davacı, inanılanın yükümlülüğünü yerine getirmediğini veya sözleşmeye aykırı hareket ettiğini kanıtlamalıdır.
- Tescil Talebi: Davacı, taşınmazın kendi adına veya belirttiği üçüncü kişi adına tescil edilmesini talep etmelidir.
İNANÇ SÖZLEŞMESİ NEDENİYLE TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASININ TARAFLARI
İnanç sözleşmesi nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında iki ana taraf bulunmaktadır:
Davacı (İnanan):
Davayı açan taraf olan inanan, inanç sözleşmesi kapsamında taşınmazı geçici bir amaçla devreden kişidir. İnanan, davada taşınmazın belirli bir amaca ulaşmak için inanılana devredildiğini, ancak inanılanın sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmediğini veya sözleşmeye aykırı hareket ettiğini ileri sürer. İnanan, bu sebeple taşınmazın mülkiyetinin yeniden kendisine devredilmesini talep eder.
Davalı (İnanılan/Mutemet):
Dava edilen taraf olan inanılan, taşınmazı inanç sözleşmesi çerçevesinde devralan ve sözleşmede belirtilen koşullara göre hareket etmekle yükümlü olan kişidir. Davalı, genellikle taşınmazın mülkiyetini kendisine ait bir hak olarak kullanma iddiasında bulunur veya yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunur.
Bazı durumlarda, dava konusu taşınmaz üçüncü kişilere devredilmiştir. Bu durumda:
Üçüncü Kişiler:
Eğer inanılan, inanç konusu taşınmazı iyi niyetli olmayan bir üçüncü kişiye devretti ise, bu üçüncü kişiler de davada taraf olabilir. Türk Medeni Kanunu’nun tapu siciline güven ilkesi (TMK m.1023) uyarınca, iyi niyetli üçüncü kişilerin kazanımları korunabilir. Ancak kötü niyetli üçüncü kişiler, taşınmazı iade etmekle yükümlü olabilir.
Sonuç olarak, bu davalarda tarafların iddia ve savunmaları, inanç sözleşmesinin geçerliliği, tarafların yükümlülükleri ve tapu sicilinin güvenilirliği ilkesi çerçevesinde değerlendirilmektedir.
İNANÇ SÖZLEŞMESİ NEDENİYLE TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME
İnanç sözleşmesi nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında, görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi usul hukukuna uygun bir yargılama yapılabilmesi açısından büyük önem taşır.
-
Görevli Mahkeme:
Bu tür davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Asliye Hukuk Mahkemesi taşınmazın mülkiyeti, tescili veya iptali gibi ayni haklara ilişkin davalarda genel görevli mahkeme olarak yetkilidir.
-
Yetkili Mahkeme:
Yetkili mahkeme, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 12. maddesine göre, taşınmazın aynına ilişkin davalarda yetki taşınmazın kayıtlı bulunduğu yer mahkemesine aittir. Bu düzenleme, kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflar arasında aksine bir yetki sözleşmesi yapılamaz.
İNANÇLI İŞLEM NEDENİYLE TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASINDA ZAMANAŞIMI SÜRESİ
İnançlı işlemden kaynaklanan tapu iptal ve tescil davalarında, zamanaşımı süresi, Türk Borçlar Kanunu‘nun (TBK) 146. maddesi uyarınca genel zamanaşımı süresi olan on yıldır. Ancak zamanaşımının başlangıç tarihi, alacağın veya talebin ne zaman istenir hale geldiğine bağlı olarak değişir. Bu durum, TBK’nın 149. maddesi çerçevesinde değerlendirilir.
Zamanaşımı Süresinin Başlangıcı
Bir inançlı işlemden doğan tapu iptal ve tescil talebinde zamanaşımı süresi, inananın hakkını talep etme yetkisinin doğduğu yani ferağ umudunu yitirdiği tarihte işlemeye başlar. Ferağ umudu, inanılanın inanç sözleşmesinde yer alan yükümlülükleri yerine getireceğine dair güvenin sona erdiği andır. Bu tarih genellikle:
- Davanın Açıldığı Tarih: İnanan, inanılanın yükümlülüklerini yerine getirmeyeceğini kesin olarak fark ettiğinde dava açar. Bu durum zamanaşımı süresinin başlangıcı olarak kabul olur.
- Taşınmazın Devri veya Tasarruf İşlemleri: İnanan, taşınmazın üçüncü bir kişiye devredildiğini veya sözleşme şartlarına aykırı tasarruf işlemleri yapıldığını öğrendiğinde zamanaşımı başlama ihtimali vardır.
Somut Olaya Göre Uygulama:
Yargıtay içtihatlarına göre, inançlı işlem davalarında zamanaşımı süresinin başlangıcı için inananın hak arama iradesinin kesinleştiği tarihin tespit edilmesi gerekir. Bu bağlamda, inananın davayı açtığı tarih genellikle “ferağ umudunun yitirildiği tarih” olarak kabul olur. Ancak somut olaya göre zamanaşımı başlangıcı değişkenlik göstererir.
SONUÇ
İnançlı işlemler, taraflar arasında güven esasına dayalı bir ilişkidir. Bu bağlamda, ihlali durumunda ciddi hukuki sonuçlar doğurur. İnanç sözleşmesi nedeniyle tapu iptal ve tescil davası sözleşmelerin özel niteliklerini dikkate alan titiz bir hukuki inceleme gerektirir. Yargıtay kararları, bu tür davalarda delil ve ispat yükü konusundaki yol gösterici unsurlar sunmaktadır. Bu bağlamda, inanç sözleşmesi öncesi tarafların yazılı sözleşme düzenlemesini tavsiye ediyoruz.
Son olarak görüleceği üzere tapu iptal ve tescil davasının bazı şartları bulunmaktadır. Tüm bu süreçte hak kaybına uğramamak için bir avukat ile çalışmanızı tavsiye ederiz.
Hemen bizimle iletişime geçin
📌 Menderes Avukat – Av. Ardahan ÇAKIR
📍 Kasımpaşa Mah. 203 Sk. No:1 İç Kapı No:103 Menderes/İZMİR
📞 +90 530 180 82 49
