Türk Medeni Kanunu’nun 2002 yılında yürürlüğe girmesiyle birlikte eşler arasındaki yasal mal rejimi belirlenmiştir. Bu rejim, evlilik birliği içinde eşlerin ekonomik hak ve yükümlülüklerini düzenler. Özellikle boşanma veya ölüm gibi durumlarda ortaya çıkacak uyuşmazlıkları adil bir şekilde çözmek amacıyla getirilmiştir. Edinilmiş mallara katılma rejimi, hem kişisel malları hem de edinilmiş malları kapsar. Makalemizde bu rejimin kapsamı, hükümleri ve uygulamaları detaylı bir şekilde incelenecektir.
Türk Medeni Kanunu Madde 202/1:
“Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır.”
EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİNİN KAPSAMI
Türk Medeni Kanunu Madde 218:
“Edinilmiş mallara katılma rejimi, edinilmiş mallar ile eşlerden her birinin kişisel mallarını kapsar.”
Edinilmiş mallara katılma rejimi, iki temel mal grubunu kapsar:
- Edinilmiş Mallar: Evlilik süresi boyunca eşlerin ekonomik faaliyetlerinden elde ettikleri değerlerdir.
- Kişisel Mallar: Eşlerin kendilerine özgü ve özel nitelikteki mal varlığıdır.
Kanunun 218. maddesi uyarınca, bu rejimde eşlerin kişisel ve edinilmiş malları birbirinden ayrılır ve tasfiye sırasında farklı kurallara tabi tutulur.
Edinilmiş Mallar
Türk Medeni Kanunu Madde 219:
“Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir.
Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır:
-
Çalışmasının karşılığı olan edinimler,
-
Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,
-
Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,
-
Kişisel mallarının gelirleri,
-
Edinilmiş malların yerine geçen değerler.”
Kanunun 219. maddesine göre edinilmiş mallar, bir eşin mal rejimi süresince ekonomik karşılık alarak kazandığı tüm malvarlığı değerleridir. Özellikle aşağıdaki kalemler edinilmiş mal olarak kabul edilir:
- Çalışma Gelirleri: Maaş, ücret ve diğer çalışma karşılıkları.
- Sosyal Güvenlik ve Yardım Ödemeleri: Emekli maaşı, işsizlik ödeneği gibi ödemeler.
- Tazminatlar: Çalışma gücünün kaybı nedeniyle alınan tazminatlar.
- Kişisel Malların Gelirleri: Kira gelirleri gibi kişisel mal gelirleri.
- Yerine Geçen Değerler: Edinilmiş malların satışı ile elde edilen yeni değerler.
Kişisel Mallar
Türk Medeni Kanunu Madde 220:
“Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır:
- Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,
- Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,
- Manevî tazminat alacakları,
- Kişisel mallar yerine geçen değerler.”
“Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dahil olması gereken malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını kabul edebilirler.
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını da kararlaştırabilirler.”
Kanunun 220. ve 221. maddelerinde düzenlenen kişisel mallar şunlardır:
- Özel Kullanım Eşyaları: Sadece eşlerden birinin kişisel kullanımı için olan eşyalar.
- Evlilik Öncesi veya Karşılıksız Kazanımlar: Evlilik öncesine ait mallar, miras veya bağış gibi kazançlar.
- Manevi Tazminatlar: Kişiye ödenen manevi tazminatlar.
- Yerine Geçen Değerler: Kişisel malların satılmasıyla elde edilen yeni değerler.
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerini edinilmiş mallar dışında tutmayı kararlaştırabilirler.
MAL REJİMİNİN YÖNETİMİ
Türk Medeni Kanunu Madde 223:
“Her eş, yasal sınırlar içerisinde kişisel malları ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir.
Aksine anlaşma olmadıkça, eşlerden biri diğerinin rızası olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz.”
Kanunun 223. maddesi, her eşin kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf hakkına sahip olduğunu düzenler. Her eş yasal sınırlar çerçevesinde kendi malı üzerinde tasarruf etme, bu mallardan yararlanma ve yönetme hakkına sahiptir. Bu hak, eşlerin ekonomik bağımsızlıklarını koruma ve kendi malları üzerinde özgürce karar verebilme imkânı tanır. Ancak, paylı mülkiyet konusu mallarda durum farklıdır; eşlerden biri, diğer eşin rızası olmadan bu mallardaki payı üzerinde işlem yapamaz. Örneğin, eşlerin ortak mülkiyetinde olan bir ev, taraflardan birinin diğerinin izni olmaksızın satılamaz veya ipotek edilemez. Bu düzenleme, aile birliğini ve ekonomik güvenliği koruma amacı taşır ve tarafların malvarlıklarına ilişkin adil bir iş birliğini teşvik eder. Aksi yönde bir anlaşma yapılmadıkça bu kural geçerliğini sürdürür.
MAL REJİMİNİN SONA ERMESİ VE TASFİYE
-
Sona Erme Anı
Türk Medeni Kanunu Madde 225:
“Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer.
Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.”
Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü, boşanma veya başka bir mal rejiminin kabulü ile sona erer. Tasfiye tarihi, dava tarihine göre belirlenir.
-
Tasfiye Süreci
Tasfiye sırasında şu işlemler olur:
-
Malları Geri Alma:
Türk Medeni Kanunu Madde 226:
“Her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır.
Tasfiye sırasında, paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri kanunda öngörülen diğer olanaklardan yararlanabileceği gibi, daha üstün bir yararı olduğunu ispat etmek ve diğerinin payını ödemek suretiyle o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir.
Eşler karşılıklı borçları ile ilgili düzenleme yapabilirler.”
Mal rejiminin tasfiyesi sırasında her eş, diğer eşin zilyetliğinde bulunan kendi mallarını geri alma hakkına sahiptir. Eğer tasfiye konusu bir mal paylı mülkiyet ise, eşlerden biri bu mal üzerinde daha üstün bir yararı olduğunu kanıtlayarak, diğer eşin payını ödeme koşuluyla malın tamamının kendisine tahsis edilmesini talep etme hakkı vardır. Bu düzenleme, eşler arasında adil bir paylaşımı sağlamak ve malların ekonomik bütünlüğünü korumak amacı taşır. Ayrıca, eşler, tasfiye sürecinde karşılıklı borçlarıyla ilgili anlaşmalar yaparak süreci daha esnek bir şekilde yönetebilirler.
-
Değer Artış Payı:
Türk Medeni Kanunu Madde 227:
“Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.
Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması hâlinde hâkim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler.
Eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi, pay oranını da değiştirebilirler.”
Eşlerden biri, diğer eşe ait bir malın alınmasına, iyileştirilmesi veya korunması için karşılıksız ya da yetersiz bir karşılıkla katkıda bulunmuşsa, bu katkının karşılığını tasfiye sırasında değer artışı alacağı olarak talep eder. Bu alacak, malın tasfiye sırasındaki güncel değerine göre hesaplanır, ancak değer kaybı durumunda katkının başlangıçtaki değeri dikkate alınır. Eğer bu mal daha önce elden çıkarılmışsa, hâkim, alacak miktarını hakkaniyet doğrultusunda belirler. Eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay talep etme haklarından feragat edebilecekleri gibi, pay oranlarını da değiştirebilirler. Bu düzenleme, eşler arasındaki ekonomik katkıların adil bir şekilde karşılanmasını sağlamayı amaçlar.
-
Payların Belirlenmesi:
Türk Medeni Kanunu Madde 228:
“Eşlerin kişisel malları ile edinilmiş malları, mal rejiminin sona ermesi anındaki durumlarına göre ayrılır.
Eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı dolayısıyla ödenmiş olan tazminat, toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumunca uygulanan usule göre ömür boyunca irat bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o miktarda kişisel mal olarak hesaba katılır.”
Eşler arasındaki mal rejimi kapsamında, bir eşin diğer eşe ait bir malın alınmasına, iyileştirilmesine veya korunmasına yaptığı katkılar, tasfiye sırasında değer artışı alacağı olarak talep olur. Bu alacak, malın tasfiye anındaki güncel değeri üzerinden hesaplanırken, değer kaybı durumunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Eğer katkı yapılan mal daha önce elden çıkarılmışsa, hâkim, bu durumu hakkaniyet çerçevesinde değerlendirerek alacak miktarını belirler. Ayrıca, eşler yazılı bir anlaşmayla değer artışı alacağından vazgeçme veya pay oranlarını değiştirme hakkına sahiptir. Bu düzenleme, eşlerin ekonomik katkılarının ve haklarının adil bir şekilde korunmasını amaçlar.
ARTIK DEĞERE KATILMA
Türk Medeni Kanunu Madde 231:
“Artık değer, eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır.
Değer eksilmesi göz önüne alınmaz.”
Artık değer, eşlerin edinilmiş mallarının toplamından, bu mallara ilişkin borçların düşülmesiyle elde edilen tutardır. Bu hesaplama, mal rejiminin tasfiyesi sırasında her eşin edinilmiş mallar üzerindeki net ekonomik katkısını belirlemek için yapılır. Ancak hesaplama sırasında, malların değer kaybı dikkate alınmaz; yalnızca mevcut durumdaki değer esas alınır. Bu düzenleme, eşlerin ekonomik paylarının net bir şekilde belirlenmesine ve tasfiye sürecinin adil bir şekilde yürütülmesine olanak sağlar. Her eş, diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibidir. Ancak zina veya hayata kast durumlarında bu pay azalır veya kalkar(Madde 236).
ÖZEL DURUMLAR
-
Aile Konutu ve Ev Eşyası
Türk Medeni Kanunu Madde 240:
“Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; mal rejimi sözleşmesiyle kabul edilen başka düzenlemeler saklıdır.
Sağ kalan eş, aynı koşullar altında ev eşyası üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.
Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir.
Sağ kalan eş, mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek veya sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır.”
Sağ kalan eşin, birlikte yaşanan konut üzerinde intifa veya oturma hakkı isteme hakkı vardır. Bu hak, katılma alacağına mahsup olur(Madde 240).
-
Üçüncü Kişilere Karşı Dava
Eşlerden biri, diğerinin malvarlığını eksik bırakacak şekilde üçüncü kişilere karşılıksız kazandırma yaptıysa bu kazandırmalar tasfiye sırasında davaya konu olur(Madde 241).
SONUÇ
Edinilmiş mallara katılma rejimi, eşlerin ekonomik haklarını korumayı ve tasfiye sürecinde adaleti sağlamayı hedefler. Türk Medeni Kanunu, hem eşlerin hem de mirasçıların haklarını güvence altına alarak kapsamlı bir düzenleme getirmiştir. Ancak eşlerin mal rejimi sözleşmesi yaparak farklı düzenlemeler kabul etmesi de mümkündür. Bu nedenle, evlilik öncesinde ve sırasında tarafların hak ve yükümlülüklerini belirlemek önemlidir.
Son olarak görüleceği mal rejimi seçimi ve evlilik sözleşmesi yapmanın bazı şartları bulunmaktadır. Tüm bu süreçte hak kaybına uğramamak için bir avukat ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz.
Hemen bizimle iletişime geçin
📌 Menderes Boşanma Avukatı – Av. Ardahan ÇAKIR
📍 Kasımpaşa Mah. 203 Sk. No:1 İç Kapı No:103 Menderes/İZMİR
📞 +90 530 180 82 49
