Vesayet davası, belirli şartlar altında bireylerin haklarını ve menfaatlerini koruma amacı taşıyan bir hukuki kurumdur. Türk Medeni Kanunu (TMK) uyarınca vesayet altına alınan bireyler kendilerini veya malvarlıklarını yönetmekte zorluk çeken ya da kanuni olarak kısıtlı kabul edilen kişilerdir. Vesayet altına alınan kişiler vasinin yardımı veya yönetimi altında yaşamak zorunda kalır. Bu nedenle, bu kişiler için bir vesayet makamı tayin olur.
Türk Medeni Kanunu 404-408 maddeleri arasında vesayeti gerektiren haller açıklanmıştır.
Vesayet Altına Alınma Şartları
Türk Medeni Kanunu‘na göre vesayet altına alınması gereken kişiler şu kategorilerdir:
A)Kısıtlama:
Türk Medeni Kanunu Madde 405:
“Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır.
Görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idarî makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.”
Akıl hastalığı veya zayıflığı gibi sebeplerle kendi işlerini gereği gibi yürütemeyen kişiler kısıtlanır. Kısıtlanan kişiler vesayet altına alınabilir.
B)Küçüklük:
Türk Medeni Kanunu Madde 404:
“Velâyet altında bulunmayan her küçük vesayet altına alınır.
Görevlerini yaparlarken vesayeti gerektiren böyle bir hâlin varlığını öğrenen nüfus memurları, idarî makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.”
Velayet altında bulunamayan çocuklar vesayet altına alınır.
C) Özgürlüğü Bağlayıcı Ceza:
Türk Medeni Kanunu Madde 407:
“Kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır.
Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabilir. Cezayı yerine getirmekle görevli makam hapis cezasının infazına başlandığını derhâl vesayet makamına bildirir.
Vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinler.
Bu Kanunun kayyımlığa ilişkin hükümleri niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu madde için de uygulanır.”
Cezaevinde özgürlükleri sınırlanmış bireyler, isteği üzerine veya 5 yıldan uzun süreli kesinleşmiş hapis cezasının infazı için cezaevinde bulunan sanık resen vesayet altına alınır.
D) Savurganlık, Alkol veya Uyuşturucu Madde Bağımlılığı, Kötü Yaşama Tarzı, Kötü Yönetim:
Türk Medeni Kanunu Madde 406:
“Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır.”
Kişinin mali sorumluluklarını yerine getiremeyecek ölçüde savurgan davranması veya bağımlılık sorunları nedeniyle sürekli korunmaya ve bakıma ihtiyaç duyması durumunda, mahkeme kararıyla kısıtlanması mümkündür. Bu kısıtlama, bireyin hem kendi çıkarlarının hem de çevresindeki kişilerin güvenliğinin korunmasını sağlar. Mahkeme, bu tür kişilere bir vasi atanarak maddi ve manevi yönlerden gözetim altında tutulmasını sağlar. Kısıtlanan kişiler vesayet altına alınır.
E) İstek Üzerine:
Türk Medeni Kanunu Madde 408:
“Yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin kısıtlanmasını isteyebilir.”
Türk Medeni Kanunu’na göre, yaşlılık, engellilik, deneyimsizlik veya ağır hastalık gibi nedenlerle kendi işlerini sağlıklı bir şekilde yürütemeyen her ergin mahkemeye başvurarak kısıtlanmasını talep etme hakkı vardır. Bu talep kişinin kendisini mali ve hukuki işlemlerinde koruma altına almak için vasi atanmasını sağlayarak ihtiyaç duyduğu destek ve yönetim güvencesini elde etmesine olanak tanır. Bu düzenleme özellikle bireyin yaşam kalitesini ve güvenliğini korumaya yönelik önemli bir yasal haktır.
Vesayet Davası Nasıl Açılır?
Vesayet davasında görevli mahkeme vesayet altına alınması istenen kişinin yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesi‘dir. Davayı vesayet altına alınacak bireyin yakın akrabaları, Savcılık veya vesayet makamı açar. Başvuru sırasında aşağıdaki belgeler mahkemeye sunulmalıdır:
- Kimlik Belgeleri: Vesayet altına alınacak kişi ve davayı açan kişiye ait kimlik bilgileri.
- Sağlık Raporu: Özellikle akıl hastalığı veya zayıflığı gerekçesiyle vesayet altına alınmak isteniyorsa tam teşekküllü bir hastaneden sağlık raporu gereklidir. Bu rapor tahkikat aşamasında mahkeme tarafından bilirkişi tarafından da alınabilir.
- Gerekçeli Dilekçe: Vesayet altına alınma nedenlerinin detaylı şekilde açıklanması gerekir.
Vesayet Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Türk hukukunda vesayet davasında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Vesayet davasında yargılama vesayet altına alınması talep edilen kişinin yerleşim yeri mahkemesinde olur. Eğer kişinin belirli bir yerleşim yeri yoksa davada görevli mahkeme kişinin geçici olarak bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesi‘dir.
Görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi vesayet davasının hızlı ve doğru şekilde ilerleyebilmesi için önemlidir. Sulh Hukuk Mahkemesi davayı görürken kişinin ihtiyaçları, durumunun ciddiyeti ve varsa yakınlarının görüşlerini de dikkate alarak en uygun kararı vermeye çalışır.
Vesayet Davasında Süreç
Vesayet davasında mahkeme kişinin mevcut durumunu ihtiyaçlarını ve vesayet altına alınma gerekçelerini inceleyerek karar verir. Mahkeme süreçleri genellikle şu şekilde ilerler:
- Ön İnceleme: Mahkeme, dava dilekçesini ve eklerini inceler dosyada eksik bilgi olup olmadığını değerlendirir.
- Kişinin Dinlenmesi: Vesayet altına alınacak kişi zihinsel olarak durumu yerindeyse mahkemede dinlenir.
- Vasi Atanması: Mahkeme vesayet altına alınma kararını verirken genellikle kişiye bir vasi tayin eder. Vasi atanırken kişinin yakınları arasından seçilmesi önceliklidir. Ancak uygun bir yakın akraba yoksa kamu görevlileri arasından vasi atanır.
Vasinin Genel Olarak Görevi
Vasi vesayetine verilen kişinin bakımına, eğitimine, kişilik haklarının korunmasına ve hukuki işlemlerde temsiline ilişkin olarak gereken özeni göstermek, mal varlığını iyi bir yönetici gibi özenle yönetmek zorundadır.
Vasiliğe Engel Olan Sebepler ve Vasilikten Kaçınabilecek Kişiler
Vasiliğe engel olan sebepler Türk Medeni Kanunu Madde 418’de düzenlenmiştir. İlgili madde aşağıdaki şekildedir:
“Madde 418- Aşağıdaki kişiler vasi olamazlar:
-
Kısıtlılar,
-
Kamu hizmetinden yasaklılar veya haysiyetsiz hayat sürenler,
-
Menfaati kendisine vasi atanacak kişinin menfaati ile önemli ölçüde çatışanlar veya onunla aralarında düşmanlık bulunanlar,
-
İlgili vesayet daireleri hâkimleri.”
Vasi olmama hakkı olan kişiler ise Türk Medeni Kanunu Madde 417’de bahsedilmiştir. İlgili madde aşağıdaki şekildedir:
“Madde 417- Aşağıdaki kişiler vasiliği kabul etmeyebilirler:
-
Altmış yaşını doldurmuş olanlar,
-
Bedensel engelleri veya sürekli hastalıkları sebebiyle bu görevi güçlükle yapabilecek olanlar,
-
Dörtten çok çocuğun velisi olanlar,
-
Üzerinde vasilik görevi olanlar,
-
Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Cumhurbaşkanı yardımcıları, bakanlar, hâkimlik ve savcılık mesleği mensupları.”
Vesayetin Sona Ermesi
Vesayet kararı belirli koşullar altında sona erer:
- Vesayet altındaki kişi akıl sağlığına kavuşur veya kısıtlılık sebebi ortadan kalkarsa mahkemeye başvurarak vesayetin kaldırılmasını talep eder.
- Vesayet altındaki kişi veya vasi vefat ederse vesayet doğal olarak sona erer.
- Kısıtlı, reşit olmayan bir kişi ise reşit olduğu gün itibarıyla vesayet sona erer.
- Vasinin görevden alınması durumunda da vesayet sona erer.
Sonuç
Vesayet, bireylerin yaşam ve mülkiyet haklarını korumayı amaçlayan önemli bir hukuki kurumdur. Türk hukuk sistemi vesayet kararlarını sıkı denetim altında tutarak ve gerekli durumlarda vesayet makamını devreye sokarak bireylerin haklarını güvence altına almaktadır. Bu davalarda süreç karmaşık olabileceğinden uzman bir avukattan hukuki destek almak faydalı olacaktır.
Son olarak görüleceği vesayet davasının şartları bulunmakta olup karmaşık bir hukuki süreçten ibarettir. Bu bağlamda, tüm bu süreçte hak kaybına uğramamak ve başvurunun/davanın seyrinin hızlanabilmesi için mutlaka bir avukat ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz.
Vesayet davası da dahil olmak üzere davacı/davalı, alacaklı/borçlu olarak taraf bulunduğunuz tüm icra dosyalarınızda ve davalarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz!
👉 Hemen bizimle iletişime geçin
📌 Menderes Avukat – Av. Ardahan ÇAKIR
📞 +90 530 180 82 49
📧 av.ardahancakir@gmail.com
